Cennetten Düşen Ada – Rodos

www.mertology.com

Rodos, 12 adaların en büyüğü ve başkenti. Tarihi yapısı, doğal güzellikleri ve misafirperver ada halkıyla insana: “Acaba bu ada cennetten mi düştü?” sorusunu sorduruyor.

Tarih içerisinde Romalılar, Saint John Şövalyeleri (Rodos Şövalyeleri), Osmanlı İmparatorluğu, İtalyanlar ve en son olarak Yunanlıların kontrolünde bulunsa da adanın Unesco dünya mirası listesine eklenmesini sağlayan neredeyse tüm eserleri 14 ve 15. yy da Saint John şövalyeleri tarafından inşa edilmiş. Günümüzde bu bölüm “Rhodes Old Town” olarak anılıyor.

Limandan ayrılıp Old Town’a tarihi kapılarından girdiğiniz anda kendinizi ortaçağa dönmüş gibi hissediyorsunuz. Bir dönem şövalyelerin üzerinde yürüdüğü taş kaldırımların üzerinde artık siz varsınız. Hele merkezden ayrılıp dar ve uzun sokaklara girdiğiniz anda içinizde “Şövalye görür müyüm” duygusu bile uyanıyor.

www.mertology.com
www.mertology.com
Rodos Kalesi 
Yine ​Rodos Şövalyeleri tarafından düşman saldırılarına karşı yapılan Rodos Kalesi’nin tarihi Orta
Çağ’a kadar uzanıyor. 4 km uzunluğundaki surlarıyla adaya görkemli bir hava katan kale, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor. Kalenin en büyük özelliği Rodos’u Old ve New (eski ve yeni) olarak ikiye ayırıyor. Kalede gün batımında fotoğraf çekmeyi ihmal etmeyin.

 

Büyük Üstadlar Sarayı

Old Town’un en önemli yapısı “Grand Master’s Palace” yani “Büyük Üstadlar Sarayı”. Saint John Şövalyeleri tarafından adanın tepesinde ve merkezi noktada olan bu büyük saray,  adanın görmeden geçilmeyecek tarihi yeri. Günümüzde müze olan sarayın en ilgi çekici özelliklerinden birisi, burasının tarihte Rodos Şövalyeleri’nin merkezi olması. Sarayı özellikle öğlen saatlerinde ziyaret edebilirsiniz. Hem sıcaktan kurtulur hem de çok kalabalık içinde kalmazsınız.

Şövalyeler Caddesi 

Ortaçağ’da şövalyelerin yaşadığı cadde olarak bilinen Şövalyeler caddesi, aynı zamanda Büyük Üstadlar Sarayı’na ulaşabildiğiniz yollardan birisi. Kendinizi şövalye gibi hissetmek ve o tarihi dokuyu içinize çekmek için uğramadan geçmeyin.

Kanuni Sultan Süleyman Camii 

Rodos’ta belki de Osmanlı mimarisinden sağlam kalan tek eser olan camii 1523 yılında inşa edilmiştir. Şu an müze olarak hizmet vermektedir. Merkezi bir konumda olduğu için görmeme riskiniz olmadığından en azından önünde bir “selfie” çekebilirsiniz 🙂

Hipokrat Meydanı 

Adanın en hareketli ve turistik meydanı. Merkezinde bulunan çeşmeden kolaylıkla tanıyabilirsiniz. Çeşit çeşit restaurantlar ve hediyelik eşya satan dükkanlarla dolu olan meydan adanın en canlı noktası desem sanırım yalan olmaz. Burada bir not eklemek istiyorum, meydanda bulunan lokantaları pek tavsiye etmiyorum, yazının sonuna doğru ekleyeceğim restaurant ve taverna önerilerimi değerlendirmenizi rica ederim.

Lindos

www.mertology.com

Merkezden 40-45 km uzaklıkta bulunan Lindos için cennetten bir köşe diyebiliriz. Bembeyaz evleri, daracık  sokakları, tarihi kaldırımları, çarşısı, kilisesi ve kalesiyle görülmesi gereken bir yer. Tek dezavantaj uzaklığı gibi görünse de Rodos seyahatiniz 2 veya 3 gün sürecekse, araba kiralayıp ve toplu taşıma ile günübirlik ziyaret ederseniz, eminim siz de dediklerime hak vereceksiniz.

Bunların dışında yine vakti olan okuyucularımız için Seven Springs, Kalithea Springs, Kamiros Antik Kenti ve Monolithos Kalesi’ni tavsiye ederim.

 

 

 

 

 

 

 

Plajlar

www.mertology.com

 

Rodos merkeze (Old Town) yürüme mesafesinde olan (merkeze yaklaşık 20 dk) Akti Miaouli , Casino Beach ve Elli Beach. Akti Miaouli plajı diğerlerine göre biraz daha dalgalı bir sahile sahip ama sakin bir plaj. Casino Beach gençlere daha çok hitap ediyor. Elli Beach turistlerin en çok tercih ettiği plaj. Dalgasız denizi ile sakin ve huzurlu bir gün geçirmek için ideal.

Gelelim merkezden uzakta bulunan, araba veya toplu taşıma ile ulaşabileceğiniz plajlara… Anthony Quinn Koyu , Lindos – St. Paul Koyu , Agios Pavlos Beach, Fourni Beach, Faliraki Beach ve Ladiko Beach. Hepsi birbirinden güzel denize ve doğaya sahip olan bu doğal oluşum plajları ziyaret etmenizi şiddetle öneririm ama o kadar vaktiniz olduğunu düşünmüyorsanız en azından Anthony Quinn koyunu ziyaret etmeden adadan ayrılmayın. Plajlarda sezlong ve şemsiye standart 5 € /

Yeme – İçme 

www.mertology.com

Merkezde, güzel yemeklerinin yanı sıra sahiplerinin hoş sohbetleri ile kendine hayran bıraktıran restoranlar var.

Tamam Restaurant – 10 üzerinden 10 veririm. Sahibi Andreas ile sohbet etmek, birbirinden güzel gurme yemeklerin tadına bakmak, yemek sonunda  ikram olarak sunulan ev yapımı dondurma ve sakız likörü için koşarak gitmenizi tavsiye ederim 🙂 Yalnız bir hatırlatma, mekan saat 13’te açılıyor ve akşamları kapısında kuyruk oluyor, sakin bir yemek tercih ediyorsanız öğle saatleri ideal.

Nireas – Merkezde bulunmasına rağmen saklı bir bahçe gibi. Canlı müziği, birbirinden güzel deniz mahsulleri ve hoş sohbetli çalışanlarıyla kesinlikle 10 üzerinden 9 puanı hak ediyor.

La Varka – Merkezde bulunan bu sıcak taverna’da birbirinden güzel deniz mahsullerinin tadına bakabilir, yerel halkla sosyalleşebilirsiniz. Puanım 10 üzerinden 7.

Odyssey Restaurant – Gittiğim yerel restaurantlar arasında en ‘turistik’ olanıydı diyebilirim. Yine de herşey çok güzeldi. 10 üzerinden 7.

Fiyatları merak edenler için şunu söyleyebilirim, 2 kişi 45 € üzeri hesap ada genelinde ödemedim. 

İyi Tatiller 🙂

Please follow and like us:
0