Günübirlik Lezzetler – BRÜKSEL

Waffle’ın başkenti

“Özel uçağıma atlayıp akşam yemeğimizi Paris’te yiyelim” klişesini filmlerden bilmeyen yoktur. Bende buna benzer bişey yapayım dedim, Amsterdam’dan sabah ayrılırken öğle yemeği hedefini Brüksel olarak seçtim.

Amsterdam – Brüksel arası aşağı yukarı 220 km mesafede , Avrupa’nın mükemmel ötesi otobanlarında araba kullanmanın keyfine varırken zamanın nasıl geçtiğini bile anlamıyorsunuz.

GPS’e Brüksel girdiğinizde “Grand Place” meydanına en yakın kapalı otopark’a yönlendirmesi, arabayı nereye park edebilirim problemi de otomatik olarak çözüyor.

Arabamızdan da kurtulduktan sonra sıra şehri keşfetmeye geliyor.

Grand Place

Grand Place Brüksel’in en ünlü ve turistik meydanı, çok büyük olmamasına rağmen meydanı çevreyelen binaların mimarisi ve görselliği sizi kendine aşık edebilir.

Şansıma yılda 1-2 kere düzenlenen çiçekten halı festivaline denk gelip, meydana olan aşkım perçinlenmiş oldu.

Meydanda ki en önemli bina belediye binası olan ” Hotel de Ville ” .

Manneken-Pis Heykeli

Grand Place çok yakında olan bu heykeli bulmak için kalabalığı takip etmeniz yeterli.

Baştan uyarıyorum, heykel saksı kadar ; o yüzden insanın sinirini zıplatıp, “Bu ufacık şey için mi geldim ben buraya” diye söylenmeniz çok olası

Heykelle ilgili Vikipedia amca şöyle yazmış…

Manneken Pis (Anlamı İşeyen küçük çocuk, ayrıca Fransızcale Petit Julien olarak da bilinir), Brüksel‘in ünlü bir simgesidir. Bronzdan yapılmış ve 61 cm boyundaki heykelde bir çeşmenin havzasına işeyen çıplak bir çocuk tasvir edilir. Hiëronymus Duquesnoy the Elder tarafından dizayn edilmiş ve yerine 1618 veya 1619 yılında yerleştirilmiştir.[1][2] Kopenhag‘daki Küçük Deniz Kızı heykeline benzer bir kültürel önem taşımaktadır.

Atomium

Vaktim dar olduğundan dolayı heykelle fotoğraf çekiminden sonra hemen arabaya atlayıp, GPS yardımıyla Atomium’a doğru yola çıkıyorum.

Atomium 1958 yılında düzenlenen 58′ Expo (Fuar) için yapılmış ve aslında 6 ay sonra sökülmesi planlanmış, fakat günümüzde Brüksel’de ki görülmesi gereken anıt binalar içinde kendine yer bulmuş.

Atomium 102 metre yüksekliğinde ve “Demir” atomunun 165 milyar kez büyütülmüş halini temsil ediyor.

Atomium’un içini gezmek isterseniz önceden bilet almanız gerekiyor, ben plansız programsız yola çıktığım için, ne yazık ki gezme fırsatı bulamadım.

Bilet almak için ; http://www.atomium.be/

Mini Europe

Miniatürk’ün nereden esinlendiğini merak ediyorsanız 1/25 oranında ki Avrupa’nın en ünlü binalarının bulunduğu Mini Europe’ı görmenizi tavsiye ederim. Atomium’un dibinde olan açık hava müzesinde Eyfel Kulesi, Big Ben gibi tarihi binaların özenle hazırlanmış maketleriyle fotoğraf çekebilir, keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Quartier de L’Ilot Sacre

Gezimizin en keyifli yeri…

 Quartier de L’Ilot Sacre aslında Grand Place’ın yakınındaki tarihi şehir merkezi

Burada bulunan çarşıda ünlü Brüksel waffle’ı ve çikolatası alabilir, kahvenizi içebilirsiniz.

Brüksel birası denemek için de eşsiz bir fırsat yakalayabilirsiniz.

Hediyelik eşya dükkanlarından ufak tefek şeyler alıp, gezinizi unutulmaz yapmakta elinizde

Günübirlik gezimizin sonunda, direksiyonu Almanya’ya kırarak yola çıkma zamanı geldi çattı. Kısa süreyle bile olsa Brüksel’e uğramanızı ve tadını çıkartmanızı dilerim…

Please follow and like us:
0